Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 
  • DOLAR 
  • İstanbul : °C

Teknikerlikten fabrikatörlüğe uzanan bir ömür: Yüksel Mesut

Bulgar göçmeni. Üretimde 43 yılı ardında bıraktı. Sıfır sermayeyle yola çıktı, bugün hem iç piyasa hem dış piyasa için, dünyanın dört bir yanına motor ve pompa ihraç ediyor. Miksan Genel Müdürü Yüksel Mesut; üretimden, ticaretten ve çalışmaktan haz aldığının altını çizerek emekli olmayacağını kamuoyuna duyurdu. 

Kimdir Yüksel Mesut? Bize kendinizden bahseder misiniz? 

1950’de Bulgaristan Dobriç’te doğdum. Üç kardeşin en küçüğüyüm. Altı yaşında öksüz kaldım. Bulgaristan’da demir perdenin yaşandığı bir dönemde teknik lisede okudum. Tekniker olarak 22 yaşında Türkiye’ye geldim.

Sanayi macerası da burada mı başladı? 

Bulgaristan’da demir perde yaşanıyordu ve dolayısıyla üretim, sanayi, işçilik politik meselelerdi ve çok önemliydi. Demir perde dönemlerindeki sanayi ürünleri bu yüzden hep sağlam olmuştur. Haliyle teknik altyapım da çok sağlam oldu. İlk olarak Gamak’ta işe başladım, orada tecrübe edindikten sonra Profilo’da konstrüktör olarak devam ettim. Profilo, Çerkezköy’e taşınınca işsiz kaldım.

Herhalde Miksan’ın temelleri de bu dönemde atılmıştır? 

Konstrüktör bir arkadaşımla birlikte bu kararı aldık. Bildiğimiz iş buydu. Sermayedarlar “Gel bu işin başına geç ve bir iş kuralım” deseler de zamanla arkalarını dönüp gittiler. Biz iki konstrüktör bir mücadele verip 1977’de Miksan’ı kurduk ancak zamanla ortaklığımız bitti. 

Bu kadar kolay mıydı süreç? Sıfır sermaye ile yola çıkmaya nasıl cesaret ettiniz, büyümeyi nasıl başardınız? 

Sokakta kalmıştık ve çalışmaktan başka çaremiz yoktu. İki sene masam ve sandalyem yoktu. Tek bir masamız vardı ve onda da sekreterimiz oturuyordu. Çok çalışmak, az tüketmek ve stratejik düşünmek zorundaydık. Ürün çeşidini hızla geliştirerek 1982 yılında iç piyasada büyük bir pay oluşturan bor yağ devirdaim pompa imalatına ve en son olarak 2003 yılında vibrasyon motorları imalatına başladık. 1988’e kadar gerçekten zorluk çektik ama sonrasında Türkiye sanayisinin ihtiyaçlarının artmasıyla yolumuzu tuttuk. 

Alanında, kendini dünyaya kabul ettirmiş bir üreticisiniz. Kendi ürünlerinizi  “Made in Turkey” damgasıyla dünyada gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?

Göçmen olduğum için milli değerlerim ön planda. Haliyle bir İsviçre makinasında kendi pompamı görünce inanılmaz gurur duyuyorum. Benim için “Yerli üretim” ve “Türk malı” kavramları çok hassas. Uluslararası fuarlardan birinde, bir Çek makinasına eğilip baktım. Satıcı yanıma gelip “Bir şey mi var beyefendi?” diye sordu hafif kızarak. “Pompaya bakıyorum” dedim, “nesine bakıyorsun?” diye üsteledi. “Benim pompam” dedim. Adam inceledi ve Türk malı olduğunu görünce şaşırdı. Bu şaşkınlığa tanık olmak da güzel… Miksan olarak “Made in Turkey” gururunu yaşatmak ayrıca güzel. 

Üretim ve ihracat yolculuğunuzda kızınız Ceyda Mesut, en sıkı partneriniz… Baba-kız çalışmak nasıl, biraz da bunu anlatır mısınız?

Ceyda, kendi isteğiyle endüstri mühendisliğinde ihtisas yaptı. Çalışmaya ve üretime hevesliydi. Baba-kız olarak sanayide çalışmak çok rahat... “Baba gel” diyor, geliyorum; “Baba otur” diyor, oturuyorum (!) Arada sırada itiraz edip “bu iş böyle olmaz” diyor, ben fazla itiraz etmiyorum. Programımı yapıyor beni yönlendiriyor, benim aklıma bile gelmeyen pek çok ayrıntıyı düşünebiliyor. (Gülüşmeler…) 

 

 

 

12 Ağustos 2020 Çarşamba