Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 
  • DOLAR 
  • İstanbul : °C

Girişim Öyküleri: Nasıl sanayici olduk?

EFMAK Genel Müdürü Hıfsullah Yıldız

Kıroğlu Makina Genel Müdürü Halil İbrahim Kıroğlu

Sanayici olmak kolay mı? “Patron olmak” herkese cazip gelse de zor, çok zor… Bugün etrafımızda gördüğümüz, başarısına gıptayla baktığımız firmalar; girişim öykülerinde müthiş sancılar, uykusuz geceler ve yorgunluklar barındırıyor. Ancak cesaret, heyecan ve gurur da bu çabanın bir parçası… TİAD üyeleri TT Magazin’de, okuyanı alıp kısa yolculuklara çıkarsın diye eski-yeni demeden kendi işlerini kurma hikayelerini paylaşıyor. Bu sayıda girişim öykülerini anlatanlar: EFMAK Genel Müdürü Hıfsullah Yıldız ve Kıroğlu Makina Genel Müdürü Halil İbrahim Kıroğlu… 

“CNC operatörlüğü ve satıştan yola çıkıp kendi işimi kurdum”

  EFMAK Genel Müdürü Hıfsullah Yıldız   

Bilindiği üzere 2008 yılındaki küresel kriz, birçok ülke gibi Türkiye’yi de olumsuz yönde etkiledi. Kriz, özellikle satış sektörünü büyük oranda sekteye uğrattı. Ben de o dönemde takım tezgahları sektöründeki bir firmada satış müdürü olarak çalışıyordum. O dönemde tecrübeli iş adamlarının tabiriyle “krizi fırsata çevirmek” üzerinde oldukça düşünmeye başlamıştım ki bu krizin uzun yıllar devam etmeyeceği belliydi. Sonuç olarak 2009 yılının ikinci çeyreğinde, piyasalar yavaş yavaş açıldı. Ben de 2009 yılı ekim ayında EFMAK firmasını tek başıma kurdum. 

Operatördüm. Teknik servis ve satış müdürlüğü de yaptım. Bir anda karar verdim. Kendi işimi kurma hayalim içimde vardı hep. Cesur davranmam gerektiğine inandım.Bugün geriye baktığımda doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.  Firmamı kurduktan sonra TEZMAKSAN’ın Anadolu yakası bayilik desteğini de aldım. Uzun yıllar verimli bir işbirliği yaptık hala da devam ediyoruz. Ve hala firmamda işe başlayan her personel, her satılan makina; bana mutluluk veriyor. Birilerine istihdam sağlamanın verdiği gurur da cabası… 

Talaşlı imalatın her alanında çalıştım

Benim talaşlı imalat sektörüyle tanışmam Endüstri Meslek Lisesi’nden mezuniyetim sonrasında başladı. Operatör olarak başladım. Mizacım gereği ta o yıllarda kendi işimi kurmayı hayal ederdim. Her zaman bu fikirle iş hayatımda adımlarımı attım. Talaşlı imalatın ve takım tezgahları sektörünün her kademesinde çalıştım; operatör, servis teknisyeni, satış temsilcisi, satış müdürü… Yani “beni ben yapan her şey oldum.” Yukarıda da belirttiğim gibi 2008 yılındaki kriz benim kendi firmamı kurmam konusunda bir dönüm noktasıydı. 

Ortaya çıkan en güzel duygu: Mutluluk…

Her başlangıç sancılı olduğu gibi firmayı kurma sürecimde de yoğun emek sarf ettim. Bu yola tek başıma çıktım ve uzun süre de tek başıma devam ettim. Satış, servis, muhasebe vs… İşi tek kişi olarak yönetmek bir anlamda yorucuydu. Ancak sektörün her kademesinde görev yaptığım 15 yıllık tecrübem, bunların üstesinden başarıyla gelmemde bana yardımcı oldu. Bunca süre sonunda ortaya çıkan en güzel duygu tabii ki “mutluluk…” Çok şükür! 

“İyi ki yapmışım” dediğim en önemli şey kendi firmamı kurmaktır. İnanması güç de olsa geriye dönüp baktığımda “keşke yapmasaydım” diyebileceğim hiçbir şey yok. Yaptığım her şeyden mutluyum ve bu süreçte inanılmaz keyif aldım.

Doğru kararlar almışım

Sattığımız makinaların sanayiye kattıkları ve istihdamı düşününce iyi ki firmayı kurmuşum. Kendi dünya görüşüme, bakış açıma göre yönetiyorum. Her şey yolunda gidiyor. Demek ki zamanında doğru kararlar almışım. Firmayı kurarken çocuklarım küçüktü. Onların büyüyüşünü kaçırdım ve hiç işe getirmedim çocuklarımı… Ben yoğun çalışma temposundayken eşim çocuklarımızı yetiştirdi. Onun hakkını ne yapsam ödeyemem. Türkiye genç ve potansiyeli yüksek bir ülke... Ben de ülkemde işveren olmaktan, istihdam oluşturmaktan, bir ailenin geçimini sağlamaya katkıda bulunmaktan dolayı memnunum. İşimiz takım tezgahları satışı olduğu için de sattığımız her bir makinanın ülkemizde daha fazla istihdam sağladığını bilmek ise ayrı bir sevinç kaynağı. 

Sektörde ayakta kalmak için gelişmeyi takip etmek önemli

Sektörde ayakta kalabilmenin en önemli yolu: Ülkemizde ve dünyada üretim-finans trendlerini yakından takip etmek. Türkiye’de onlarca farklı sektörde üretim yapıldığı için hangi zamanda hangi sektörün canlı olduğunu bilmek, satış konusunda bize avantaj sağlıyor.  Geçtiğimiz yıllarda yeni versiyonu devreye sokulan Endüstri 4.0, üretimi “insan temelli” olmaktan çıkarıp otomasyon-robotik temelli hale getirmeyi amaçlıyor. Büyük firmalar yavaş yavaş çalışan sayısını azaltıp, üretimde robot-otomasyon oranını artırma yoluna gidiyor. Bu noktada, takım tezgahları sektörünün de tek tek makine satışından ziyade üretim hücresi, üretim bandı, anahtar teslim proje gibi daha kapsamlı satışına yönelmesinin zaman içinde zorunlu hale geleceğini düşünüyorum.

“Türkiye’nin makine ihtiyacı bizi, bu firmayı kurmamız gerektiğine inandırdı”

   Kıroğlu Makina Genel Müdürü Halil İbrahim Kıroğlu   

Firmamız 1 Temmuz 1977 yılında 4. Levent Sanayi mahallesinde, o yıllardaki mütevazı koşullarda bir aile şirketi olarak kuruldu. O tarihlerde firmamız, yeni ve kullanılmış takım tezgahları ve hırdavat malzemeleri pazarlaması konusunda faaliyette bulunuyordu.

Yine o tarihlerde firmamız ülkemizde üretimi yapılan Tezsan, Bimak torna tezgahlarının  ve Bursa’da üretilen matkap-marangoz makinalarının satışı gibi konularda çalışmıştır. Daha sonra, Topkapı, Bayrampaşa-Maltepe’nin ardından 1997 yılından beri de bugünkü yerimizde Kıroğlu Makina, daha ziyade 2. el konvansiyonel ve CNC olarak otomat tezgahları pazarlaması konusunda faaliyetlerine devam etmektedir.

Süreci çok kısa özetlediğim bu kuruluş öyküsü, aslında babalarımızdan öğrendiğimiz girişimcilik ruhunun bir tezahürü ve “İş yapacaksan kendi işin olsun” düşüncesidir. Türkiye’deki makine ihtiyacı ve o dönemdeki müşteri talepleri, bu firmayı kurmamızın gerekliliğine bizi inandırdı.

Türk makine ve imalat sanayisinin gelişim hikayesini gözlemliyorum. Tabii ki bizler de firma olarak gelişim gösterdik fakat daha önemlisi: O küçük ölçekli bir veya iki makinayla işe başlayan, ilk mekanik makinalarını verdiğimiz atölyelerin bugün büyük sanayi kuruluşlarına dönüşmesi… Ve büyük üretici firmalarının önemli tedarikçileri durumuna gelmelerine şahit olmak; ülke ekonomisine doğrudan yaptıkları katkıları gözlemlemek çok önemli...

“Burada “İyi ki yapmışım” dediğimiz nokta: İşe ilk başlangıç yıllarında, bu firmalar daha küçük atölye seviyesindeyken onlara verdiğimiz desteklerdir. O yıllarda gerçekten böyle katkılara ülke ekonomisinin durumundan dolayı ihtiyaç vardı.”

Tabii ki bunlarla birlikte TİAD’ın kuruluşu da o yıllarda ilgilendiğimiz konulardan biriydi. Gerçi kurucu yönetim kurulunda yer almadım. Fakat daha sonraki yıllarda birkaç yönetimde muhasip üye olarak görev yaptım. Birkaç kişilik girişimci grubun Mustafa Aydoğdu’nun işyerindeki bürosundaki toplantıyla, TİAD’ın kurulması çok önemli bir oluşumdu. Daha sonra Bayrampaşa Özel İdare binasında bulunan 30 metrekare büroda yürütülen ve bugünkü TİAD derneğinin oluşmasını sağlayan gayretler ve hizmetlerin sonucunda, o günlerde sadece tek bir sekreter olan Gülnur Hanım’la birlikte çalışan yönetim kurulumuzun özverili çalışmalarıyla birlikte bugünkü TİAD’ın temeli atıldı. Bu hizmetlerde bulunmak da her zaman beni gururlandırmıştır. 

Bu sektörde yer almanın en güzel tarafı: Ülke sanayisine katkıda bulunmak; ekonominin dışa bağımlı olmasını engelleyen, üretimi destekleyen ürünlerin tedarikçisi olmak… Ayrıca o günlerde beraber çalıştığımız genç kardeşlerimizin bugün önemli mevkilerde olmaları, bizi her zaman çok memnun etmektedir.

Bence sektörde süreklilik sağlamak için en önemli kriter işe bağlılık, sebat etmek ve yenilikleri takip etmektir. Çünkü teknoloji yoğun bu iş kolundaki gelişmeler, sanayimizin gelişmesine doğrudan katkıda bulunmaktadır. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasında en büyük katkıyı ana sanayilerin destekçisi ve tedarikçisi bu sektör, dolayısıyla TİAD ve üyeleri sağlayacaktır.