Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 
  • DOLAR 
  • İstanbul : °C

Dijitalde İz Bırakan 100 liderden biri: Hakan Aydoğdu

TİAD Yönetim Kurulu Eski Başkanı ve Tezmaksan Genel Müdürü Hakan Aydoğdu, Dijitalde İz Bırakan 100 Lider” arasında gösterildi. Aydoğdu, Tezmaksan’ın adım adım dijitalleşme serüvenini ve bu alanda yaptığı yatırımların geri dönüşünü TT Magazin’le paylaştı. 

Hakan Aydoğdu - TİAD Eski Başkanı, Tezmaksan Genel Müdürü

 

TEZMAKSAN dijitalleşmeye yönelik hangi adımları attı? 

İlk çalışmamız ERP’ye geçiş oldu. Sonraki süreçte sahada, özellikle servis çalışmalarımızın dijitale taşınması oldu. Her gün onlarca çalışanımız servise çıkıyordu. Artan iş hacmi ve yoğun telefon trafiği sebebiyle adeta bir kaos yaşıyorduk. Birbirinden habersiz aynı müşteriye servis için giden arkadaşlarımızdan tutun yanlış yedek parça gönderimine kadar pek çok türde sıkıntıları sık sık yaşıyorduk. Bu durum bizim açımızdan büyük maliyet kaybı yaratıyordu. Üstelik müşterimize hizmet süresinde de sıkıntı yaratıyordu. Bu bölümümüzü dijitalleştirerek, her türlü veriyi ve programlamayı, sisteme taşıdık ve maliyetlerimizde ciddi anlamda iyileştirme sağladık. Servis memnuniyetimizi yüzde 90’lara taşıdık ve maliyetteki iyileştirmeleri, müşterilerimizin fiyatlamalarına yansıttık.

Bir başka sorunu da müşterilerden alacaklarımızın takibinde yaşıyorduk. Ödeme için müşterilerimiz gün içinde, birbirinden haberi olmayan farklı arkadaşlarımız tarafından aranıyordu. Haklı olarak müşterilerimiz şikayet etmeye başlamıştı. 

CRM programımızı ilk defa burada kullandık ve sonrasında, faydasını gördüğümüz için zamanla bütün şirket faaliyetlerimizi CRM üzerine taşıdık ve tamamıyla dijitalleştik.

Bir de hizmet politikanızı dijitalleştirdiniz ve firmanızın mühendislik birikimini de sunacağı departmanlar kurdunuz. Kapasitematik, Cubebox gibi sistemler; dijital alandaki hizmetleriniz… Bunları hayata geçiren ihtiyaçlardan da kısaca bahsedebilir misiniz? 

Değişimin çok hızlı olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte bizim de 30 yıl önceki iş modeliyle müşterilerimize hizmet etmemizin mümkün olmadığını gördük. Müşterilerimiz de artık uluslararası piyasaya çalışmaya başlamıştı ve yoğun bir rekabet içerisine girmişlerdi. Sadece tezgah satarak onlara hizmet veremeyeceğimizi anladık. Onların ihtiyaçlarına hitap edecek ürünleri sunmaya başladık. En büyük sorununun “verimsizlik” olduğunu gözlemledik. Gelişmiş ülkelerdeki takım tezgahlarının OEE değerleriyle, Türkiye’deki tezgahlar arasındaki farkın oldukça yüksek olduğunu tahmin ediyorduk ama bunu ölçebilecek bir sistem, program henüz mevcut değildi Daha çok “insan faktörlü” olarak bilgi alınmaya çalışılıyordu ancak onların da çok büyük eksiklikleri vardı. Tezgah yapısını, kontrol sistemini çok iyi biliyorduk, müşterimizin de hangi bilgilere, raporlara ihtiyacı olduğunu biliyorduk.Dolayısıyla OEE’yi ölçebilmesi için, insan faktöründen bağımsız; sadece tezgahın çalışma verilerini alarak anlamlı rapora dönüştüren “Kapasitematik” yazılımını yüzde 100 yerli olarak gerçekleştirdik ve bugün farklı sektörlerdekimüşterilerimizin kullanımına sunuyoruz.

Bir diğer başlık olan otomasyon da aslında çok uzun süredir gelişmiş ülkelerde kullanılıyor. 

Türkiye’de işçilik ücretlerinin nispeten düşük olması, sanayicimizin otomasyona olan yatırımını hep ertelemesine sebep oldu. Ancak rekabet o kadar arttı ki artık otomasyondan kaçış mümkün gözükmüyor, zaten Endüstri 4.0’ın da önemli bir ayağı olduğu için mecburen bu alandaki yatırımlar gündeme geldi. “Ürünü standart hale getirerek, Türkiye’deki fiyatları uygun hale getirebilir miyiz” diye düşünerek Cubebox’ı ortaya çıkardık. Yolun başında olmamıza rağmen fazlasıyla talep olduğunu gördük ve ihtiyaçlara göre, farklı versiyonlarını da üretmek konusunda çalışmalara başladık.

Takım tezgahları sektöründe dijital ihtiyaçları nasıl gözlemliyorsunuz? Bilhassa müşterilerinizin dijitalleşmeye bakış açıları nasıl? 

Türkiye’de takım tezgahlarının yaş ortalaması 18-20, rekabet etmeye çalıştığımız Avrupa’da 10-12. Dolayısıyla arada çok büyük fark var. Üretim verilerini ölçemediğiniz zaman bu fark daha da açılıyor. Rekabette zorlanan müşterilerimiz bunun farkına vardı ve “Yeni yatırım yapmak yerine mevcut verimliliği nasıl artırabiliriz” diye arayışlara başladı. Bu arayışlarında gerek ürünlerimiz, gerekse de bilgi birikimimizle onlara destek olmaya çalışıyoruz.

TEZMAKSAN’ın dijital medya platformlarındaki aktivasyonu (sosyal medya, web, dijital yayınlar) sektördeki diğer firmalara göre çok fazla… Dijital platformlarınız, pazarlama ekibinizin en büyük gündemi gibi görünüyor. Bu alanda yaptığınız yatırımın geri dönüşü nasıl oldu? Markalaşma, marka bilinirliği ve satış getirisi olarak neler kazandırdı? 

Elbette bilinirliğimiz arttı ancak daha da önemlisi; dijitalleşme, otomasyon, yazılım gibi Türkiye Sanayisi’nin çok fazla ihtiyaç duyduğu kavramları gündeme getirerek, algının bu yönde açılması konusunda destek veriyoruz. Sadece büyük ölçekli firmalar değil, KOBİ’lerimiz de bu konularla ilgili hizmet alımı konusunda bizden talepte bulunuyor. Bu işi firma olarak değil; sektör ve ülke olarak yapmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Bir lider olarak dijitalleşmeye adım atarken kuşkularınız oldu mu? Müşteri kitlenizdeki gelenekçi ve dijitalden uzak firmalar tarafından anlaşılamamak, hedef kitleye yeterince ulaşamamak, yatırımın geri dönmemesi gibi… Dijitalin varlığı hayatımızda çok eski değil, bu alanı yeterince tanımıyor olmak ve sürekli güncellenmesi “yakalayabilir miyiz” endişesini doğurdu mu? 

Hiç kuşkumuz olmadı, çünkü sanayileşmiş ülkelere baktığınızda bu evrelerden bizden önce geçmişlerdi, bizim de geçmemiz kaçınılmazdı. Yurt dışındaki fuarlara, firma ziyaretlerine gittiğimizde zaten bunları görebiliyorduk ve bunların yapılmaması durumunda “yok olunacağı “ çok netti. Bunu sadece müşterilerimiz için değil, kendimiz için de görmüştük.

Dijitalin yanı sıra robot konusunda da ciddi adımlar attınız ve bir departman bunun için çalışıyor. Kamuoyunda robot ve otomasyona yönelik talebin arttığına ilişkin demeçlerinizi okuyoruz. Hem dijitalleşme hem de robotik hizmetler Tezmaksan’ı nereye taşıdı. Artık çağı yakalamış vizyoner bir kurumu yönettiğinizi hissediyor musunuz? 

Robot otomasyonu ile ilgili ilk çalışmalar yabancı firmalarla yapılmaya çalışılıyordu. Bunun getirdiği mali yük proje sürelerinin uzaması, yetkin çalışanın bulunmaması gibi sorunlar; çalışmaların Türkiye’de yapılması gerektiğini gösteriyordu. İşimizin bir parçası olarak gördük ve “nasıl yerlileştiririz” diye çalışmalara başladık. Öncelikle proje tarafında başladık, yazılım ve robot dışındaki parçaların üretimi konusunda yerlileştirme çalışmalarımız devam ediyor. 

Çağı  “düşünce” olarak yakaladık ama hepimizin çok daha fazla çalışması gerekiyor. Rekabet giderek artıyor.  Her gün yeni bir ürün ve hizmetle ön plana çıkmalıyız, aksi takdirde silinip gideriz.