Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 
  • DOLAR 
  • İstanbul : °C

“Bu ülkenin ayakta kalmasını sağlayan sac ayaklarından biridir sanayi”

Henüz üniversite öğrencisiyken küçük bir torna atölyesi kurarak kendini takım tezgahları sektörünün içinde buldu. Üstelik hem okudu hem çalıştı. DMS Makine Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Demirel de ömrü sanayi içinde geçenlerden… Gönül verdiği sanayideki hikayesini anlattı.  

Mehmet Demirel  - DMS Makine Yönetim Kurulu Başkanı

Hayatınız nerede, nasıl başladı? Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Konya’nın Bozkır ilçesinde 1960 yılında dünyaya geldim. İlkokul ve ortaokul eğitimimi Bozkır’da tamamladım. Konya Ticaret Meslek Lisesinden mezun olduktan sonra, üniversite eğitimimi Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (daha sonra Çukurova Üniversitesi oldu) İşletme Fakültesi’nde tamamladım. Evli ve dört çocuk babasıyım.

Sanayiye atılma öykünüz bizim için çok önemli… Neden bu sektöre adım attınız?

Dağlık bir yer olan Bozkır’da geçim şartları epeyce zordur. Dedem soba ve nalbant ustasıydı, babam ise demirci ustasıydı.  Geçimimizde sıkıntı yaşayan babam 1966’da Almanya’ya işçi olarak gitti. Benim de iş hayatım hemen hemen o yıllarda başladı diyebilirim. Bağ bahçe işlerinde yardımcılık; pazarda elma, bal satışı derken, lise hayatım için Konya’ya geldim. Hem ticaret lisesinde okudum hem de hafta sonları pazarda meyve ve sebze sattım. Yaz tatillerinde ise farklı işlerde çalıştım. Üniversitede okurken 12 Eylül sonrası kalkan devam mecburiyetinden faydalanarak 1981’de küçük bir torna atölyesi açtım. “Demirel Makina Sanayi” unvanıyla Karatay Sanayi’deki torna atölyemde bir taraftan piyasa işleri yaparken, bir taraftan da okulumu devam ettirdim. 1987’de Anadolu Sanayi’ye taşındım. Yıllarca Tümosan, Otoyol, Makina Kimya Endüstrisi ve Taksan gibi firmalara fason işler yaptım. 1996 yılında arızalı bir makinama servis alamadığımdan dolayı gerekli parçayı tedarik etmek için Tayvan’a gittim. O gidişim CNC Makina ticaretine başlamama vesile oldu ve o yıllardan sonra CNC makine satış ve servisine ağırlık verdim. Hatta makine imalatı hedefim vardı. 2008 krizinden önce Almanlar’la ortak CNC üretmek için şirket kurulma aşamasına gelinmişti. İmzalar atıldıktan sonra kriz sebebiyle projeye ara verildi. Bu projenin devamını getirmek, artık ikinci kuşağa kaldı.

Siz sektöre adım attığınızda içinde bulunduğunuz şartlar nasıldı? O günlerde Türkiye sanayisini, ticareti nasıl gözlemlemiştiniz? 

Çok zor dönemlerdi. Sanayide elektrik sıkıntısı vardı. Siyasi gelişmeler sanayicinin belini büküyordu. Döviz taşımak yasaktı. Bırakın interneti, telefon imkanları bile kısıtlıydı. 90’ların başında işyeri için alacağım bilgisayarı bile leasing ile almıştım. Sanayicinin ürettiği malı satması kolay değildi. Türkiye’nin ihracatı çok düşüktü… 

Şimdi nasıl gözlemliyorsunuz? Teknolojik gelişim sanayideki gelişim çok mu hızlı yaşandı?

İletişim ve bilgi teknolojilerindeki inanması güç gelişmeler ve şimdi Endüstri 4.0… Her şey o kadar çok değişti ki! Şu an küreselleşmiş bir dünya var. Her ülke, her sektör birbirine bağlı... Rekabet şartları daha sert! Enerji sorunumuz yok. Son yıllardaki devlet teşvikleri, devletimizin sanayi politikaları, teknolojide hızlı ilerlememizi ve yüksek ihracat rakamlarını yakalamamızı sağladı. 

Sanayi gibi ciddi bir işin içindesiniz. Bazen “yeter” deyip çekip gitmek istediğiniz oluyor mu?

Sanayi bu ülkenin ayakta durmasını sağlayan en önemli sac ayaklarından biri… Yaptığımız iş teknik ve zor bir iş. Ancak önemli olan insanın yaptığı işi sevmesi... Yaptığım işi sevdiğim için hiçbir zaman böyle bir düşünceye kapılmadım. Mücadeleci bir yapım var. Ayrıca ülkeye, insanlara faydanızın olması ayrı bir mutluluk veriyor insana. Yetiştirdiğim birçok personelimin şimdi onlarca personel çalıştırdığı işyerleri var. Savunma sanayi, kalıp sanayi gibi ülkemizin kalkınmasında önemli yer tutan sektörlere ekipman sağlamak oldukça gurur verici.

Türkiye sanayisi sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Her şey… Sanayi olmadan bir ülkenin var olma savaşı her zaman sekteye uğrar. Sanayi ne kadar ilerlerse ve teknoloji seviyesi ne kadar yüksekse, refah seviyesi o kadar artacaktır. 

Sanayide sancılı dönemler olmuştur, sizin zorluklar karşısında tutumunuz nasıldı?

Evet, Körfez Krizi, 2001 krizi, 2008 krizlerini gördük. Hiçbir krizde personel çıkarmadım. Personelimle bir ve beraber oldum ve krizleri başarıyla atlattık. Her şeyin yolunda her şeyin sektesiz sürdüğü bir hayat olmasının imkanı yok. Krizler de iş hayatının bir cilvesi.

Tekrar başa dönseniz aynı şeyleri yapar mısınız? 

Aynı sektörde daha fazlasını daha verimli bir şekilde yaparak devam ederdim. Mesela yerli makine üretmek için daha cesur adımlar atar ve üstüne giderdim.

İşleri ikinci kuşakla birlikte yürütmek nasıl? Birlikte çalıştığınız aile fertleriyle uzlaşamadığınız noktalar oluyor mu? 

Örf,  anane, ahlak; insan hayatının vazgeçilmezleri… İş ahlakı da bundan ayrı tutulamaz. Çocuklarıma iyi bir ahlak aşıladığımı ve iyi bir eğitim almalarını sağladığıma inanıyorum. Dolayısıyla ikinci kuşağın çalışmalarından, bizlere olan saygılarından çok memnunum. Koordineli çalışmaları ile bayrağı daha ileri götürüyor olduklarını görmek beni ayrıca mutlu ediyor.

Mehmet Demirel, kendine ait zamanlarda neler yapar? 

Burada bahsetmem gerekir mi bilemiyorum, ama hayır işleri ile uğraşmaktan mutluluk duyarım. Aileme vakit ayırmayı, geçmişimize ait köyümüzde, yaylamızda bir şeylerle uğraşmayı, yaşlılarımızla vakit geçirmeyi seviyorum. “Daha neler yapabiliriz, neler yapabilirdik” diye, dünyadaki gelişmeleri fuarlardan ve internetten araştırmayı seviyorum.