Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 
  • DOLAR 
  • İstanbul : °C

Birlik beraberlik olduğunda aşamayacağımız hiçbir şey yok

Sanayiye baba mesleği nalburlukla adım attı. Kardeşi Mehmet Koçak ile güçlerini birleştirip bugün Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendiği İhsan Koçak A.Ş.’yi bugünlere getirdi. Firmayı devralacak dördüncü kuşağın hazır olmasına rağmen sanayiden kopmayanlardan biri Mithat Koçak… Bir değer, bir sanayi sevdalısı… Serüvenini TT Magazin’e anlattı. 

Mithat Koçak

Hayatınız nerede, nasıl başladı? Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

1953’de Konya’da dünyaya geldim. 1966 yılında Konya merkezde Atpazarı Caddesinde nalburluk yapan babam Ali İhsan Koçak’ın yanında çıraklığa başladım. Babam yalnız olduğu için Lise 2’den itibaren okulu terk etmek zorunda kaldım. Okulu yarıda bırakmak çok üzdü beni. En büyük hedefim olan elektrik-elektronik mühendisliği içimde her zaman bir ukde olarak kaldı. Bir baba mesleği olan nalburluğa devam ederken 1985 senesinde kardeşim Merhum Mehmet Koçak ile işlerimizi birleştirdik. Nalburluktan makine satışına uzanma dönemi böyle başladı. “Motorlu Taşıtlar Sanayisi” diye adlandırılan, eskiden Konya sanayisinin merkezi görülen yerimizde işlerimizi büyüttük elbette ancak teknik hırdavat da baba mesleği olduğu için bırakmadık. 

Baba mesleğini icra ederken alıştığınız bir düzen vardı. Kardeşiniz Mehmet Koçak’la çalışmak nasıl hissettirdi?

Birlik beraberlik içindeydik.  Ve kardeşim, 27 Ekim 1992 yılında bir TEZSAN Takım Tezgahları’nın bayii toplantısına giderken İstanbul’da geçirdiği trafik kazasıyla ansızın aramızdan ayrılana kadar çok çok mutluyduk. Aile değerlerimiz, sadakat duygumuz iki kardeş olarak çalışabilmeyi zor kılmadı. Ayrıca ikimiz de ülkemiz sanayisine değer kazandırmayı yürekten istiyorduk. Türkiye sanayisindeki gelişmelerle kendi işine yetişemez olmuştu. İhtiyaçlar günbegün artıyordu ve müşteri talepleri de azımsanamayacak kadar çoktu. Yanında güvenebileceği birini arayıp da “abi, gel birlikte yürütelim bu işi” dediğinde ikiletmedim. İki kardeş el ele verince tüm çarklar tıkır tıkır işledi. 

Türkiye sanayisinin gelişimine de tanık oldunuz…

1980’lerin sonlarıydı. Ülkemizde telekomünikasyon alt yapısı yeni yeni gelişiyordu. Bilgisayar, internet, otomasyon bugünkü kadar yaygın değildi hatta neredeyse yoktu. Endüstri de yeni yeni gelişiyordu. Yan sanayinin ülkemizde kök salmaya başladığı dönemlerdi. 

Şimdi nasıl gözlemliyorsunuz? Teknolojik gelişim sanayideki gelişim çok mu hızlı yaşandı?

Benim gözümde çok hızlı yaşandı. 35 sene önce manuel tezgahlar varken şimdi birbiriyle haberleşen makinalarımız var. Elektriğe ve makinaya olan tutkum devam ettiği için her yeni makine geldiğinde ilk görenlerden biri olmak istiyorum. Özelliklerinden bahsedildiğinde, hatta gelişmiş bir makinanın üretimde neyi nasıl ürettiğini gözlemleyince adeta büyüleniyorum. Otomasyondan dijitale o kadar hızlı bir dönüşüm yaşandı ki. Yola çıktığımızdaki şartları düşündüğümde hayret etmemek mümkün değil… 

Endüstride sizi hayrete düşüren başka neler oldu? 

İlk olarak 1984’te Arap ülkelerine seyahat ettim. Zamanla Avrupa’ya da gittim. Bu seyahatler kafa olarak beni çok değiştirdi. Zamanla Uzak Doğu’yu gezdim. Gezdikçe şaşırdım. Tanık oldukça ve gözlemledikçe geliştim. Gittiğim her yeri mühendislik bakış açısıyla izledim. Ağzım açık kaldı… Ülkeler sanayi için ne kadar güzel sistemler kurmuş, “biz de ülkemizde bunları yapabiliriz” diye umutlandım. 

Biz de ülkemizde bunları yapabiliriz, ama nasıl? 

Gençlerimizi çok iyi eğitmemiz lazım. Öğretim bir şekilde yolunu bulur. Ama eğitim çok daha hassas bir konu. Bakın, Konya’da ara eleman yok! Meslek liseleri hayati önem taşıyor. Meslek liselerini, başarı ortalamasının altında kalanlara layık görmemeli, bu okullarda okuyan çocukları kuyumcu gibi işlememiz lazım ki sanayimize nitelikli işgücünü kazandırabilelim. Burada sadece devlete değil, biz sanayicilere de yükümlülükler, sorumluluklar düşmektedir. 

Sanayi gibi ciddi bir işin içindesiniz. Bazen “yeter” deyip çekip gitmek istediğiniz oluyor mu?

Hayır, hiçbir zaman ne çalışmaktan ne yaptığım işten ne de sanayiden usandım. Yıllardır aynı keyif ve heyecanla çalışıyorum. Hatta hala dijitalden uzak manuel çalışıyorum. Babamızın adını verdiğimiz firmamızda 70 bin çeşit ürünümüz var. Ve hala yapacak çok işimiz var.  Bizde liyakat önemli…  

Türkiye sanayisi sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Çok derin bir anlam ifade eder. Sanayiyi de ihmal etmeyeceğiz, tarımı da ihmal etmeyeceğiz, hizmet sektörünü de… Ama hepsinin tepesinde eğitim var. Eğitim, eğitim, eğitim… Ancak kendi adıma şunu söyleyebilirim ki biz sanayici iş insanları için endüstri çok hassas bir konu. 1966’da toplu iğneyi üretemezdik. Hele hele milli konularda herkesin birlik olması lazım... Mesela en çok heyecanlandıran projelerden biri: TOGG. Gurur duyuyorum. Gün geçtikçe Türkiye’de mühendislik harikası pek çok şeye tanık oluyoruz. 

Sanayide sancılı dönemler olmuştur, sizin zorluklar karşısında tutumunuz nasıldı?

Perşembenin geleceği çarşambadan belli oluyor. Şirketlerini yöneten insanların aklı başında olması gerekiyor. Gerekli durumda mali idari konularda frene basıp önlem almak lazım… Birlik beraberlik olduğunda aşamayacağımız hiçbir şey yok. 

Tekrar başa dönseniz aynı şeyleri yapar mısınız? 

Tekrar başa dönsem yine babama destek olurdum ama üniversiteyi de bitirirdim. En az iki lisan da öğrenirdim. 

Dedeniz de sanayinin içindeydi, babanız da… Mehmet Koçak ve siz üçüncü kuşağı temsil ediyorsunuz. İşleri dördüncü kuşakla birlikte yürütmek nasıl? Birlikte çalıştığınız aile fertleriyle uzlaşamadığınız noktalar oluyor mu? 

Zaman zaman dışarıdan bizi görenler kavga ettiğimizi sanır. Tartışmalar hararetlidir ama uzlaşmadan kimse masadan kalmaz. Mesela çocuklarımızın ısrar ettiği ama benim karşı çıktığım pek çok öneriden olumlu sonuçlar geldi. Bunları tecrübe ettikçe onlara daha fazla güvenmem gerektiğini anladım ben de. Çocuklarımız, işin içinde. Saygı konusunda taviz vermezler ama iş konusunda babalarını bile tanımazlar. 

Mithat Koçak, kendine ait zamanlarda neler yapar? 

Ailemle birlikte vakit geçiriyorum. İş gezilerine vakit ayırmaya çalışıyorum.  Turlarla seyahatlere katılırım. Evet, tam anlamıyla seyahat tutkunuyum. Yürüyüş yaparım. Arada sırada spor da yapıyorum. Tespih koleksiyonum var ve bu koleksiyonla ilgilenmeyi seviyorum. 

 

 

İlgili Fotoğraflar