Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 6.6063
  • DOLAR  5.8898
  • İstanbul : 27.8°C

“Yeni sanayi devrimi, alışkanlıklarımızı değiştirecek”

 

7. Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, çevreyi kirletmeyen verimliliğe dayalı yeni bir sanayi devriminin eşiğinde bulunulduğunu anlatırken, iş ve üretim sürecinin kalıcı biçimde değişeceğini söyledi. Hisarcıklıoğlu elektriği verimli kullanabilenlerin karlarını iki katına çıkarabileceğini bildirdi.

 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasında enerji verimliliği konusunun 3 boyutlu olduğuna işaret ederek, bu boyutlar hakkında bilgi verdi. Şirket boyutundan bakıldığında şu an hem iç hem dış piyasada işlerin durgun olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu “Gol atamıyoruz, bari daha az gol yiyelim. Maliyet kontrolü her zamankinden önemli... En büyük gider kalemlerinden biri de enerji. Ortalama bir şirkette, maliyetlerinin yüzde 5 ile 20’si enerji tüketiminden oluşur. Türkiye’deki tüm şirketlerin faaliyet karlılığı ise yüzde 4 civarında. Demek ki ortalama bir şirket elektriği daha verimli kullansa, toplam maliyetleri içinde 5 puan düşüş sağlasa, karlılığını iki katına çıkarır. Bir başka deyişle, satışlarını sanki iki misline çıkarmış gibi bu işten kazanç sağlar” diye konuştu.

Her şirketin aslında bir enerji şirketi olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, dünyada yeni bir trend başladığına dikkat çekti. 10 yıl sonra “enerji ve sürdürülebilirlik” birimi bulunmayan bir şirketin çok ender görüleceğini kaydeden TOBB Başkanı şöyle konuştu: “Zira küresel rekabette saf dışı kalmaya başlayacaklar. Esasında bir şirket enerji kontrolsüz ve bilinçsiz tüketmesi şuna benziyor: Bir markete giriyorsunuz. Fiyatlara bakmadan alışveriş sepetini ağzına kadar dolduruyorsunuz. Sonra kasaya gelip önünüze konan bedeli ödüyorsunuz. İşte şirket yönetiminde de, kaynakları gelişi güzel kullandığınızda, günün sonunda hiç de hoş olmayan bir mali tablo yaşarsınız. Bugün artık neredeyse her firmanın iş, risk yönetimi, insan kaynakları, pazar genişletme için ayrı stratejileri var. Fakat çoğunun enerji stratejisi yok. Şirketlerimiz artık enerji ve kaynak kullanımı stratejisi geliştirmek zorunda. Böylece ihtiyaçlarına en uygun enerji tedarik yapısını kurgulamalı, operasyonlarını enerji tüketimlerini optimize edecek şekilde iyileştirmeli ve nihayetinde enerji maliyetlerini minimize etmeli.”

 Enerji talebi artış hızında ikinci sıradayız

 Konunun ikinci boyutunun Türkiye ile ilgili olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, son 10 yılda enerji talebi artış hızında, dünya sıralamasında; Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu bildirdi. Hisarcıklıoğlu, enerji ihtiyacının yüzde 70’den fazlasının ithalat ile karşılandığını bildirirken, “Sadece geçen sene 50 milyar dolar enerji kaynaklı ithalat yaptık. Üstelik ithal ettiğimiz enerjiyi son derece kötü kullanıyoruz. Aynı ürünü üretmek için, OECD ülkelerinin ortalamasından iki kat daha fazla enerji harcıyoruz. Durum böyleyken, enerji verimliliği Türkiye’nin geleceği için en çok önemsenmesi gereken konulardan biri haline geliyor. En ucuz ve en temiz enerji kaynağı, enerji verimliliğidir. Bu önemli ve bol kaynaktan daha iyi yararlanabilmek için daha fazla çaba sarf etmeliyiz” dedi.

 

 

Dünya kendini yenileme kapasitesini kaybediyor

Konunun üçüncü boyutunun ise küresel ve insani yön olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, insanoğlunun asırlardır doğayla savaş halinde bulunduğunu ancak savaşı kazanırken kaybettiğini söyledi.

Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Artan nüfus ve şehirleşmeden dolayı, insanlığın doğal kaynaklara yönelik talebi, dünyanın yerine koyabileceği miktarın üzerine çıktı ve artmaya da devam ediyor. Yapılan araştırmalar, dünyanın kendini yenileme kapasitesinin kalıcı olarak bitme noktasına geldiğini gösteriyor. 1970’li yılların ortalarından itibaren her yıl dünyanın kendini yenileme kapasitesinin üzerinde tüketim gerçekleşti. Ve bugüne geldiğimizde, artık her sene Ağustos ayında dünyanın o sene için ürettiği tüm doğal kaynakları tüketmiş oluyoruz. Yani geri kalan dört ay stoktan yiyoruz ve bu süre her sene daha da büyüyor. Kredi kartı borcunu ödemeden sonraki döneme aktaran biri gibiyiz. Borç sürekli büyüyor. 7 milyar insanın doğal kaynak tüketimine yetişmek için, artık mevut dünya yetmiyor; 1,5 dünya gerekiyor.

Bu hayati konuyu, verimli ve sürdürülebilir kalkınma ile nasıl bağdaştıracağız? Bugün herkes dünyamızın 4. sanayi devriminin eşiğinde olduğu konusunda hemfikir. Ama bunun nasıl bir şey olacağı konusunda rivayet muhtelif. Ben 4. sanayi devriminin öncekilere benzemeyeceğini düşünüyorum. 1. sanayi devrimi, su ve buhar gücü etrafında üretim sürecini organize etti. Mekanikleştik. 2. sanayi devriminde, elektrik sayesinde, üretim süreci kitleselleşti. Üretim bandı o zaman ortaya çıktı.  3. sanayi devriminde, elektronik ve bilgi işlem teknolojileri sayesinde üretim sürecinde otomasyon mümkün hale geldi. Robotların sayısı gün be gün arttı. Kitlesel üretim için artık o kadar çok insan gerekmiyor.

“Dünya hızla kirlendi”

Şimdi 4. Sanayi Devrimi’nin eşiğindeyiz. Ben bunun öncekilerden radikal bir biçimde farklı olacağını düşünüyorum. Üretim sürecinin dijitalleşmesinin, makinelerin birbirleri ile doğrudan iletişime geçmesinin çok ötesinde bir şeyler olacak gibi geliyor bana. İlk üç sanayi devriminin ortak özelliği, üçünün de karbon bazlı bir büyüme stratejisinin ürünü olmalarıydı. Her üç sanayi devriminde de büyümek daha fazla karbon salımı demekti. Daha hızlı büyümek isteyenin, çevreyi daha fazla kirletmesi gerekiyordu.

Bugün Çin’in başkenti Pekin’de sağlık açısından kırmızı alarma neden olan hava kirliliğine işte böyle bakmak gerekiyor. Dünün kalkınma anlayışının temelinde havayı kirletmek vardı. Hızlı büyüme çevreyi rekor hızla tahrip etti. Dünya hızla kirlendi. Hem iktisadi, hem sosyal, hem de çevresel bir sürdürülebilirlik problemi ortaya çıktı. Ben 4. Sanayi Devrimi’nin, büyüme süreci ile karbon emisyonları arasındaki bağlantıyı ortadan kaldıran teknolojilerle gündeme oturacağını düşünüyorum. Biyoteknoloji, nanoteknoloji ile bilgi ve iletişim teknolojisi uygulamalarının iş ve üretim sürecini kalıcı bir biçimde değiştireceği kanaatindeyim. Birden fazla sektörü aynı anda değiştirebilme kabiliyetine sahip bu yeni teknoloji platformları; hem verimliliği artıracak hem de karbon salımlarını azaltacak. Dolayısıyla 4. Sanayi Devrimi’nin, bugüne kadar alıştığımız iş yapma biçimini kalıcı bir biçimde değiştireceği fikrindeyim.”

 Türkiye yeni sanayi devrimine hazır mı?

Gelişmeler ışığında Türkiye’nin henüz bu değişime karşı hazırlıklı olmadığını ve değişime ayak uydurmak için ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Meseleye ekonomi tarafından baktığımızda, sektörlerimizi, ekonomimizi yeni teknoloji platformları ile dönüştürmek durumundayız. Biyoteknoloji, nanoteknoloji ve bilgi-iletişim teknolojisi, bu asrın en kritik teknoloji platformlarıdır. Çünkü hem sanayi dönüşümünü en çabuk hızlandırma potansiyeline sahiptir, hem de tüm sektörlere en çabuk yayılma ve en geniş kullanılma imkanı olan sektörlerdir. Maalesef şu an için teknoloji platformunun üçünde de Türkiye en geride kalan ülkedir. Çünkü ülkeye teknoloji transfer etmek yetmez. Transfer edilen teknolojinin, bir sektörden diğerine, bir şirketten ötekine yayılmasını sağlamak lazım... Tek bir şirketin içine hapsedilen teknoloji transferinden ekonomik fayda çıkmaz. Bu konuda sevindirici olan: Hem bakanlıklarımızın, hem de TÜBİTAK, Savunma Sanayii gibi kilit konumdaki kurumlarımızın; bu konuya daha yakın ilgi göstermeye başlamalarıdır. Biz de özel sektör olarak kalkınmaya ‘sürdürülebilir bir kalkınma’ anlayışıyla yaklaşmayı benimsedik” dedi. 

TOBB’un çalışmaları

Özel sektöre yön vermek üzere TOBB bünyesindeki Çevre ve Enerji Verimliliği Merkezi’ni faaliyete geçirdiklerini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, burada özel sektör için enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve çevre stratejileri üzerine çalışmalar yapacaklarını bildirdi. Hisarcıklıoğlu, geçtiğimiz sene de, 195 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi Kapsamındaki, İş Forumu’nun başkanlığının 2017’ye kadar TOBB’a verildiğini belirtti. TOBB Başkanı, “Buradan elde edilecek çıktıların Birleşmiş Milletler’in ve G20’nin gündemlerine girmesi için çalışacağız” diye konuştu.

Mercan’dan verimlilik mesajı

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Murat Mercan, “Dünya Enerji Konseyi Perspektifinden Enerji Verimliliği” başlıklı konuşmasında, ilerleyen dönemde hane halkı başına düşen elektrik tüketiminin artmasının beklendiğini aktardı. Mercan, bu nedenle hem üretim hem de verimlilik açısından politikaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.