Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 6.0462
  • DOLAR  5.3316
  • İstanbul : 7.5°C

Sektörümüze dinamizm katan Genç İşadamları

Onlar, genç yaşlarına rağmen elde ettikleri tecrübe ile sektörün içinde yer edinmiş işadamları... Gençliklerinin getirdiği dinamizm, başarılı olma tutkusuyla birleşince; hele ki takım tezgahları ve makine sektörünü çok sevince, ortaya müthiş bir manzara çıkıyor. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı canı gönülden kutlarken; TT Magazin, merceğini sektörümüz mensubu ışıl ışıl parlayan genç işadamlarına tuttu.

 

“TİAD MTM’nin yeterlilik belgeleri, ayrıcalık kazandırıyor”

Özgür Maymen – Uğursan CNC Satış Müdürü

1985 yılında İstanbul’da doğdum. Evliyim, bir oğlum var. Uğursan CNC’nin firma ortaklarından biriyim. Aynı zamanda firma satış müdürüyüm. Talaşlı imalatta aileden gelen bilgi birikimimizi, CNC takım tezgahları sektörüne taşıma isteğimizi  “İyi servis, iyi makine ve doğru fiyat” politikası ile müşterilerimizle paylaşmaktayız.

Sektöre girdiğim gün ile bugün arasında edindiğim tecrübe, tanıdığım insanlar; bilgi birikimi konusunda paha biçilemez bir kazanç oldu bana. Bu kişiler arasında beni en derinden etkileyen Fahrettin Gülener’dir. Hala Ermetal Yönetim Kurulu Başkanı olan Fahrettin Gülener’i tanımak, her zaman ileriye yönelik adım atmamız gerektiğini hatırlamamı sağlıyor. 

“TİAD MTM’nin yeterlilik belgeleri, ayrıcalık kazandırıyor” Takım Tezgahları Sanayici ve İşadamları Derneği üyesi olmak, bir dernek üyeliğinden çok daha fazlası bence… Böylece firmaların gelişiminden inovasyon çalışmalarına kadar, her türlü yeniliğe ilk bizler sahip oluyoruz. Son dönemde, sektörün profesyonelleşmesi adına atılan en büyük adımlardan biri: TİAD MTM ile teknik servis hizmeti veren firma çalışanlarımızın lisanslı, yani “ehliyetli” hale gelmeleri. Bu alanda, TİAD MTM’nin verdiği yeterlilik belgelerine sahip olmayan amatörler, sektörden de uzaklaşmış ve dışlanmış olacaklardır. Müşterilerden ricamız, her koşulda bu yeterlilik belgelerine sahip firmalardan destek almalarıdır. 

Bu sektörde gerçekten çok tecrübeli ve bilgili insanlarla karşılaşıyoruz. Genç yaşta çevremde örnek alabileceğim çok insan tanıdım. İşime olan hakimiyetimi bu kişilerden edindiğim bilgi ve birikime borçluyum. Eğer doğru kişi ,doğru işi yapıyorsa genç işadamı olmak bir dezavantaj değildir. Yaptığınız işe hakimseniz, ihtiyaçları satış esnasında belirleyip doğru yönlendirme yapabiliyorsanız yaşınızın bir önemi kalmıyor. Çünkü müşteriler çok bilgili ve donanımlı… Ne alacaklarını gayet iyi biliyorlar.  Bizlere sadece, onlara doğru makinayı uygun fiyatla vermek kalıyor. Tabii ki bu durum, doğru alt yapıyla sağlanıyor. 

İkinci kuşaktan, üçüncü kuşağa…

Hafta sonlarımı kesinlikle aileme ayırırım. Sık sık kısa seyahatlere çıkar,  iş haftasının yorgunluğunu hep birlikte çıkarırız. İşimizin yoğunluğu, zaman zaman onları ihmal etmeme neden oluyor. Bu durumda hafta sonları, ailemiz için çok değerli hale geliyor. 

Hayallerle yaşamadım. İnandığım bir iş vardı, şu anda da o işi yapıyorum. Fakat artık bir hayalim var:   “İkinci Kuşak” olarak sürdürdüğümüz işimizi üçüncü kuşaklara taşıyabilmek… Bu, özellikle aile şirketlerinde en zor geçiş dönemidir. Bunu başarabilirsek, zaten kazanmış olacağız.

 

“Hepimizin patronu, iştir!”

İsmail Akyüz - Akmakina Satış Direktörü

1986’da doğdum. Beykent Üniversitesi İktisat Fakültesinde İngilizce İktisat bölümünde lisansımı tamamladım. Aynı üniversitede Pazarlama mastırı yaptım. Her zaman bir araba merakım vardı. Seyahat etmeyi çok seviyorum. Hiç görmediğim şehirlere, ülkelere gitmek bende bir alışkanlık haline geldi. Aynı zamanda Türk Sanat Müziği dinlemeyi çok seviyorum. 

Kendimi bildim bileli, makina sektörünün içindeyim. Belki de iki-üç yaşında tanıştım makinelerle…  O zamandan beri aile şirketimize gerçekleştirdiğimiz ziyaretler ya da fuarlara yaptığımız küçük seyahatlerle sektöre aşina oldum.

“Çekirdekten yetiştim”

Üniversite yıllarımda şirkette yarı zamanlı olarak çalışmaya başladım.  Yani hem okudum hem çalıştım. Hem öğrenci hem çalışan olmak keyifli bir süreçti. Ancak tam zamanlı olarak 2010 yılında Akmakina’nın servis departmanında  çalışmaya başladım. 2011 yılında satış departmanında görev almaya başladım. 2013’te de Akmakina Satış Müdürü ve şirket Yönetim Kurulu Üyesi oldum. 

Tüm ailem de yetişmem konusunda bana destek oldu. Çocukluğumda yüksek istihdam sağlayan iyi bir işadamı olmayı hayal ederdim hep.

“Neyin, nerede, nasıl üretildiğine tanık oluyoruz”

Bugün yaptığımız iş,  Türkiye sanayisine ve üretim gücüne çok ciddi hizmet sağlayan bir sektör. Bu işin en başına dönersek; insanoğlu demiri ve çeliği bulmasaydı ve onlara şekil vermeseydi, bugün dünyanın ne kadar geliştiği çok tartışılacak bir konu olurdu. Ürettiğimiz, sattığımız makineler ve hizmet verdiğimiz sektör; demire ve çeliğe şekil verdiği için A’dan Z’ye tüm üretim bandının, bizim makinelerimizden geçtiğini söyleyebilirim. 

Tekstil, beyaz eşya, savunma sanayi, demir çelik, gemi inşa, medikal gibi aklınıza gelebilecek tüm üretim biçimleri bizim sektörümüzce üretiliyor. “Makine üreten makineler” olarak bilinen takım tezgahları, bu anlamda çalışması keyifli bir sektör... Neyin, nerede, ne şekilde üretildiğini tanıma fırsatı buluyoruz. Bu sebepten dolayı işimi çok seviyorum. 

“Fark yaratmak çok önemli…”

Satış müdürlüğünden bahsetmek gerekirse; makine satmak gerçekten sorumluluk gerektiren bir iş. Aslında işimiz sadece makine satmak değil. Karşımızdaki müşterinin yapmak istediği üretimi, daha hızlı, verimli olarak üretmesini sağlamak;  farklı teknolojileri müşterilerin fabrikasına sokabilmek; fark yaratmak bizler için çok daha önemli.

Son iki yılda şirket olarak bütçemizin büyük bir kısmını insan kaynağı ve müşteri memnuniyeti konularına ayırmaktayız. Kendi içimizdeki ekibi, doğru yerde ve zamanda kullandığımızda ve müşteri memnuniyetini sağlamak adına gerekenleri yaptığımızda, büyüme ve gelişme kendini gösteriyor. 

“Kendini gerçekten sıfırdan bir yere getirmiş işadamlarını örnek aldım”

Gözümü açtığım zaman ilk olarak babamı, iki abimi ve ablamı örnek almaya başladım. Sektöre adım attıktan sonra müşterimiz olan ve kendini gerçekten sıfırdan bir yere getirmiş, Türkiye sanayisine katkı sağlayan işadamları tanıdım. Ve onları rol model aldım. Hayatımızdaki örnek aldığımız kişilikler, zamanla değişir. Kendimizi geliştirdikçe başka rol modellerimiz de olur.

Hiç değişmeyen ve her zamanki hedefim: Şirketimizi büyütmek, geliştirmek, bugün olduğundan çok daha iyi yerlere getirmek; çocukluğumda hayalini kurduğum yüksek istihdamı yaratmak. Elbette bunu, insan kaynağı ve müşteri memnuniyeti faktörüyle sağlamak. Alışılagelmiş makine alım-satımlarının dışında müşteriye, uygun fiyatlı ve katma değer sağlayacak teknolojiyi kazandırmak. Bu performansı yakaladığımız için gelecekte şirket olarak çok daha iyi bir yerde olacağız. 

“Hepimizin patronu iştir!”

Ben, sen veya biz... Hiç fark etmez:  Hepimizin patronu iştir! İşin patron olduğu yerde; benim, senin veya bizlerin kaprisi söz konusu olamaz. Elbette genç bir yönetici olarak ciddi sorumluluklarımız var. Genç yaşta bu sorumlulukları üstlenmekten de müthiş keyif alıyorum. Sorumluluk duygusu ülkemize, sanayimize çok güzel şeyler katar.

Çok sevdiğim bir söz var: “İnsanlar kıyafetiyle karşılanır düşünceleriyle uğurlanır...”  İş hayatında, kaç yaşında olduğunuzun bir önemi olduğuna inanmıyorum. Önemli olan, o yaşı bilgi birikimiyle tecrübelendirmek. Kendinizi ne kadar bilgiyle doldurabiliyorsanız o kadar muhatap alınıyorsunuz. Çok gezmek, gözlem yapmak ve tecrübe etmek gerekiyor. Gerçekten bu ülkenin genç bir nesle ihtiyacı var. İnsanlarla iletişim kurarken öncelikle dinlemeyi öğrenmenin gerekli olduğuna inanıyorum.

 

“Sektörel donanım var ama bilinçli kullanım yok”

Mehmet Yıldırımkaraman – HAIMER Genel Müdürü

1979 yılında gurbetçi bir ailenin oğlu olarak Hollanda’da doğdum. Ailem 1985 yılında ülkemize temelli dönüş yaptığı için okul hayatıma Aydın’da başladım. İlk ve ortaöğrenimim ardından 1996 yılında başladığım Karadeniz Teknik Üniversitesi, Makina Mühendisliği bölümünden 2000 yılında mezun oldum.  

Talaşlı imalata karşı haz ve ilgi

Üniversite yıllarım sırasında ilk stajımı, Nazilli’de üniversal torna tezgahları ve özel makinalar üreten Tormaksan firmasında, talaşlı imalatın tüm uygulamalarını görerek yapmış olmam; bende talaşlı imalatla ilgili müthiş bir haz ve haliyle takım tezgahlarına karşın yüksek seviyede ilgi yarattı. Bu doğrultuda üniversite eğitimim sırasında imalat yöntemleri ile ilgili konulara daha çok yöneldim. 

Mezuniyetim sonrasında Ankara’da dönemin en donanımlı üretim tesislerinden biri olan Yepasan firmasında İmalat Mühendisi olarak işe başlamış olmam, yüksek teknolojili Japon ve Avrupa menşeili makinalarla tanışmamı ve konuya daha derinlemesine dalmamı sağladı. İmalatta çalıştığım dört yıllık süre boyunca talaşlı imalatın alfabesini öğrendiğime inanıyorum. Ardından, 2004 yılı itibariyle çalıştığım Böhler Kesici Takım firmasında, kesici takımlar hakkında daha çok bilgi edinerek, talaşlı imalatı bu yönüyle analiz etme şansım oldu. Bence en büyük kazanımım; müşterilerde farklı tezgahlar ile farklı malzemelerden imal parçaları, test çalışması yaparak kesmekti.

“Bilgi ve tecrübeyi kaynağından edindim”

2005 yılı Mayıs ayı itibariyle ise, o dönemde ismi DMG Türkiye olan, takım tezgahları sektöründe dünya lideri firmaya Ankara Bölge Müdürü olarak transfer oldum.  Deckel Maho ve Gildemeister marka makinaların satışına başladım.  Özellikle savunma sanayi ve havacılık sektörünün hareketlendiği yıllarda bu endüstrinin ihtiyaçlarına uygun makinalara, portföyde sahip olmak işimi kolaylaştırmıştı ve daha da zevkli hale getirdi. Ayrıca, gerek bu endüstrinin yüksek nitelikte olması gerekse Ankara bölgesindeki müşterilerimizin konuya derinlemesine ve bilinçli yaklaşması; şirketimizdeki tüm fabrikalarla sürekli irtibatta olmamı gerektirdi. Bu sayede bilgiyi ve tecrübeyi kaynağından alabildim.

 “En iyi referans” çıtası

2009 yılında DMG’nin MORI SEIKI ile dünya pazarında birleşmesi, Türkiye’nin de dört pilot ülkeden biri seçilmesi, kariyerimde çok önemli bir kapı daha aralamıştır. DMG’de Alman teknolojisine ve teknik kültürüne haizken bir anda Japon teknolojisi ve teknik kültürü ile de çalışma imkanına sahip oldum. Almanya’da, İtalya’da ve Japonya’da gerçekleştirdiğimiz fabrika ziyaretlerimizin, eğitimlerimizin, müşteri gezilerimizin, katıldığımız fuar etkinliklerinin oluşturduğu farkındalık ile benim için talaşlı imalattaki “En iyi referans” çıtasının oldukça yükseldiğine inanıyorum.

2013 yılı başına kadar sürdürdüğüm görevimden ayrıldıktan sonra MYK CNC adı ile kurduğum firmamda takım tezgahlarının daha verimli kullanılabilmesi için gerekli olan ekipmanların ithalatına ve satışına başladım. Özellikle Almanya’dan WTO, BENZ, HAIMER gibi kendi konusunda en iyi olan firmalardan distribütörlükler almıştım. Amacım müşterilerime doğru mühendislik hizmetini sunarak, ihtiyaçlarını belirlemek ve buna en uygun ürünü temin etmekti. Geçmiş iş tecrübelerimde gerçekleştirdiğim anahtar teslim projelerin çok faydasını gördüm diyebilirim. 

“İşimiz gereği bolca seyahat etmek güzel bir fırsat”

Bu çalışma sürecinde distribütörlüğünü yapmakta olduğumuz HAIMER firmasından bir teklif aldım, Türkiye de kendi organizasyonunu kurmak istediklerini ve birlikte çalışmaya devam etmek istediklerini belirtmişlerdi. 2014 yılı Eylül ayı itibariyle yeni bir ortaklık kurarak Haimer Türkiye oluşumunu gerçekleştirdik. Halen HAIMER Türkiye’de firma ortağı ve Genel Müdür olarak görevime devam etmekteyim.  Evli ve iki erkek çocuk babasıyım. Yoğun iş temposundan geri kalan zamanı, en azından tüm haftasonunu ailemle geçirmeye çalışıyorum. Fırsat buldukça bisiklete binerim. Bunun dışında yeni yerlere gitmeyi, yeni lezzetler keşfetmeyi çok seviyorum. İşimiz gereği birçok şehre seyahat etmemiz bence bu anlamda güzel bir fırsat. “Donanımlar yeterli olarak kullanılmıyor”

Son 15 yılda ülkemizde ciddi miktarda tezgah yatırımı yapıldı. Bir dönem “Acaba nasıl işlenir” diye hayretle incelenen parçalar bugün seri imalatta; sürekli ve doğrulukla, rahat bir şekilde imal edilebiliyor. Teknik donanım olarak dünyanın kullandığı neredeyse tüm donanımlara sahibiz veya ihtiyacımızı arayıp buluyor ve temin edebiliyoruz.

Ancak bunların ülkemizde çoğunlukla, ilgili makinanın veya donanımın tüm fonksiyonları ile birlikte bilinçli bir şekilde kullanılamadığını düşünüyoum. Gerekli çalışma ortamı koşullarının hazırlanması, periyodik bakımların yapılması gibi önemli eksiklerimiz var. Bu donanımların yeterli verimlilikte kullanılamadığı kanaatindeyim. 

“Bizlere çok iş düşüyor”

Doğru müşteriye, doğru ürünü sunmalıyız. Bunun içinde öncelikle sattığımız ürünü iyi tanıyor olmamız ve müşterilerimizdeki ihtiyacı doğru belirlememiz gerekli. Ama maalesef bu konuda eksiklerimiz var. Örneğin; müşterilerimiz bilinçsiz satış personelinden yılmış durumda... Bu yüzden bazen ilk defa ziyaret edeceğimiz firmalardan randevu almakta bile zorlandığımız oluyor.  

Bu doğrultuda derneğimizde TİAD Akademi’nin yürüttüğü eğitim faaliyetlerini daha büyük bir kitleye ulaştırmamız çok önemli... Hatta Mesleki Test Merkezi’nde servis personelinin yanı sıra, satış ve uygulama personeline yönelik bir değerlendirme kriteri oluşturulması bile mümkün bence...

 “Hak ettiğim en iyi yerde olacağıma inanıyorum”

Bir makina mühendisi olarak, üretimin bir şekilde içinde olmaktan, destek vermekten çok keyif alıyor ve yaptığım işi çok seviyorum. Ülkemizin kalkınmaya devam etmesinde daha fazla katkımın olabilmesi için bilgi ve tecrübemi, her nerede en üst seviyede ve yüksek verimde kullanabiliyorsam orada olacağım. Umarım bu süreç içerisinde hem bizim için hem de müşterilerimiz için “Sürdürülebilir ticaret” yapabilmeyi başarabilirim. Diğer yandan sektördeki rakiplerimiz de dahil olmak üzere, tüm partnerlerimizle mevcut olan iyi ilişkilerimizi korumayı ve geliştirmeyi isterim. O gün geldiğinde,  yüzümüz kızarmadan herkesle bir araya gelebilecek bir çalışma hayatı devam ettirebildiysem; bu süreç içerisinde hak ettiğim en iyi yerde olacağıma inanıyorum. 

 “Ak olmadan kara, kara olmadan ak olanın kıymeti bilinmez” Sektörümüzdeki tedarikçi firmalarımızın tüm firma sahipleri ve genel müdürleri başta olmak üzere, diğer tüm çalışanlarının ve tüm müşterilerimizin, benim için fazlasıyla önemli olduklarını düşünüyorum. Bazılarından, herşeyden önce insan olmanın, dürüst çalışmanın, ticarette devamlılığın önemini ve elbette ki işin teknik tarafını; gerek onların sordukları sorulara cevap ararken, gerekse benim sorduğum sorulara onlardan cevap alırken öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. Bazılarından ise, nasıl biri “olmamam” gerektiğini de görüp öğrendim. Ak olmadan kara, kara olmadan ak olanın kıymeti bilinmez derler. O yüzden tek bir isim veya birkaç isim söylemem yeterli olmaz. Hayatımda, kısacık bir anını bile -olumlu veya olumsuz- benimle paylaşan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.