Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 6.5661
  • DOLAR  5.8286
  • İstanbul : 13.1°C

İlk elektrikli otobüsün motoru Akım Metal’den

7 Aralık’ta Sabancı Center’de düzenlenen basın toplantısında Avenue EV’in öne çıkan özellikleri davetlilerle paylaşıldı. Akım Metal de bu tanıtımda önemli bir başarıya imza attı. Yeni otobüs Avenue EV’nin motoru Akım Metal tarafından üretildi ve araçta kullanıldı. Firma adına tanıtım lansmanına Akım Metal Genel Müdür Yardımcısı Ali Fazıl Böyet de katıldı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, TEMSA ve ASELSAN ortak üretimi olan ilk yüzde 100 yerli elektrikli otobüs Avenue EV’nin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, yeni modelin otomotiv sektörü ve Türkiye için hayırlı olması temennisinde bulundu. TEMSA’nın bugün Türkiye’nin en önemli otobüs, midibüs ve hafif kamyon üreticilerinden biri haline geldiğini, üretimdeki bu başarısını ihracata da yansıttığını ve bugüne kadar 66 ülkeye 10 binden fazla araç ihraç ettiğini anlatan Özlü, firmanın yaptığı üretim kadar sektöre getirdiği yenilikleri de çok önemsediklerini ifade etti.

Akıllı ve dijital otobüsler ile elektrikli araçlar gibi alanlarda yapılan çalışmaların çok büyük bir değer taşıdığını kaydeden Özlü, TEMSA’nın Türkiye’de Ar-Ge Merkezi sertifikası alan ilk şirket olmasının firmanın bu konuya karşı nasıl bir hassasiyet taşıdığını gösterdiğini kaydetti.

Tanıtımı yapılan Avenue EV’nin de bu hassasiyetin bir neticesi olduğunu belirten Özlü, “TEMSA ve ASELSAN ortak üretimi olan bu araç, ülkemizin ilk yüzde 100 milli elektrikli otobüsüdür. Bu aracın, sahip olduğu özelliklerle şehir içi ulaşıma yeni bir soluk getireceğine inanıyorum. Bu aracı geliştiren TEMSA’yı ve aracın motorunu geliştiren ASELSAN’ı yürekten tebrik ediyorum.” diye konuştu.

Faruk Özlü, ekonominin lokomotifinin sanayi, sanayinin lokomotifinin de otomotiv sektörü olduğunu, otomotivin üretim, gelir, ihracat, Ar-Ge harcaması ve istihdam gibi alanların hemen hepsinde ülkenin en önde gelen sektörü konumunda bulunduğunu söyledi.

 

Geniş bir yan sanayiyi besleyen bu sektörün finans, sigorta, ticaret, servis ve lojistik gibi alanlar için de büyük bir önem taşıdığını ifade eden Özlü, şunları kaydetti:

“1950’li yıllardan bu yana üretim yaptığımız bu sektörde, 2015 yılında dünyanın en büyük 15’inci üretim merkezi haline geldik. Geçtiğimiz yıl traktörleri de dahil edersek 1 milyon 410 bin araç ürettik. Bu tarihi bir rekordu. Bu yıl ise bu rekoru daha da geliştiriyoruz. Zira yılın ilk 10 ayında otomotiv üretimimiz geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 7 oranında artış gösterdi. 2016 yılı üretimdeki bu artış kadar kapasite artışı açısından da çok verimli bir yıl oldu. Bu yıl içinde birçok farklı firma yeni yatırımları hayata geçirdi, yeni modellerin üretimine başladı.” TEMSA’nın Avenue EV’yi en kısa sürede banttan indireceğine inandığını dile getiren Özlü, bu yeni modelin sektör için büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde (AB) otobüs ve hafif ticari araç üretiminde birinci, kamyon üretiminde ise ikinci sırada olduğunu belirten Özlü, “Ancak dünyada, özellikle de gelişmiş ekonomilerde, çevre dostu araçlara ve alternatif yakıtlara olan ilgi her geçen gün artıyor. Türkiye’nin ticari araç sektöründe lider pozisyonunu sürdürebilmesi, yeni teknolojilere adapte olmasını gerektiriyor. Bu açıdan yerli imkanlarla bir elektrikli otobüs üretilecek olması beni çok heyecanlandırıyor” ifadelerini kullandı.

“Türk otomobil markası oluşturacağız”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü, otomotiv sektörünün yan sanayi ile birlikte ele alındığında Türkiye’nin en büyük ihracat kalemini oluşturduğunu, bu yıl ihracatta bir düşüş olmasına karşın otomotiv sektörünün ihracatında artış yaşandığını söyledi. 

Yılın 10 ayında otomotiv sektörü ihracatının adet bazında yüzde 12, dolar ve avro bazında ise yüzde 10 artış gösterdiğini bildiren Özlü, “Bu rakamlar, otomotiv sektörünün ne kadar güçlü olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Ülke olarak, bu güçlü sektörü daha da rekabetçi bir hale getirmemiz gerekiyor” sözlerini kaydetti. Bunu sağlamak için özellikle yeni nesil teknolojilere, araç elektroniğine, araç kontrol sistemlerine, yakıt ve malzeme teknolojilerine özel önem vereceklerini ifade eden Özlü, “Sektörün geleceğine damga vuracak olan bu alanlarla ilgili Ar-Ge çalışmalarına yoğunlaşacağız. Özellikle yan sanayimizi de gelecek projeksiyonlarına uygun bir dönüşüme tabi kılacağız. Ar-Ge ve tasarımı tamamen yerli olan, IP hakları bize ait olan modellerin üretimde payını artıracağız. Bir Türk otomobil markası oluşturacağız. Böyle bir markanın varlığı, Türkiye’deki otomotiv sektörüne bir bütün halinde güç katacaktır” diye konuştu.

"Yerli üretim, yerli tüketimle mümkün"

"Yerli üretim çok önemli bir meselemizdir" diyen Özlü, bu meselenin çözümünün öncelikle yerli tüketimle mümkün olacağını kaydetti. Küresel bir dünyada yaşandığını, ithalat da yapılabileceğini ve bazı ihtiyaçların yurt dışından da karşılanabileceğini ifade eden Özlü, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ancak fiyat veya kalite farkı olmayan durumlarda yerli üretimi, Türkiye'de yapılan üretimi tercih edeceğiz. Bu konuda hepimize sorumluluk düşüyor. Özellikle kamu otoritesini elinde bulunduranların harcama yaparken yerli üretime destek olmaları büyük önem taşıyor. Mesela bir belediye, ihtiyacını karşılayacak kalite ve fiyata sahip bir otobüsü, yerli üreticiden almak yerine yurt dışından ithal ederse bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bu anlayışı değiştirmemiz gerekiyor. Yerli üreticiye en büyük teşvik bu olacaktır."

Özlü, yerli üretimi teşvik etmek amacıyla önemli programlar yürüttüklerini belirterek, "2014 yılının son aylarında yerli üretimi desteklemek ve dışa bağımlılığımızı azaltmak için Yerli Malı Tebliği'ni yayınlamıştık. Bu tebliğe göre, bugüne kadar TOBB ve TESK'e bağlı odalar tarafından 9 bin 580 adet Yerli Malı Belgesi verildi. Bu belgeye sahip olmak önemlidir. Çünkü orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerde faaliyet gösteren ve bu belgeye sahip olan firmalara, kamu ihalelerinde yüzde 15'e kadar fiyat avantajı uygulaması zorunludur" ifadelerini kullandı.

Bakandan Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi almaya çağrı

Benzer bir mantıkla, kamunun desteği ile Ar-Ge projesi yürüten ve ortaya bir ürün çıkaran firmalara Teknolojik Ürün Deneyim Belgesi vermeye başladıklarını, böylece bu ürünlerin kamu ihalelerine katılmasının önündeki engeli kaldırdıklarını, bu belgenin ihalelerdeki iş bitirme belgesinin yerine geçtiğini anlatan Özlü, 2015'te kurdukları ve "Lonca" adını verdikleri web sitesiyle Türkiye'de kimin, nerede, ne ürettiği bilgisine anında ulaşılabildiğini bildirdi. Bugüne kadar 310 bin kişinin ziyaret ettiği bu portalın tedarik zincirinde yerli firmaların daha fazla pay alması için bir zemin teşkil ettiğini kaydeden Özlü, benzer çalışmalarının bundan sonra da devam edeceğini söyledi.

"Kamu alımlarını yerli üretimi teşvik için kaldıraç olarak kullanacağız"

Faruk Özlü, Bakanlıkta kamu-sanayi işbirliği modeli ile ilgili bir proje grubunun çalıştığını, bu çalışmalar neticesinde kamu alımlarında yurt içi üretim ve kullanıma ağırlık verilmesini sağlayan programların etkinliğini artıracaklarını ve yeni modelleri de devreye alacaklarını belirterek, "Böylece kamu alım politikalarını, yerli üretimi teşvik etmek açısından bir kaldıraç olarak kullanacağız" dedi.

Türkiye'de yatırımı ve üretimi teşvik etmek için bu tür adımlar atmayı sürdüreceklerini belirten Özlü, şöyle devam etti: "Yatırıma, üretime ve Ar-Ge'ye yönelik desteklerimizi daha da etkin hale getireceğiz. Türkiye'nin daha fazla ve daha nitelikli üretim yapmasını sağlamak için reformlarımızı sürdüreceğiz. İş ve yatırım ortamını sürekli iyileştireceğiz. Son 14 yılda, özel sektörümüzle el ele vererek başarıdan başarıya koştuk. Önümüzdeki dönemde de otomotiv sektörünü, sanayimizi ve ekonomimizi, yine özel sektörümüzle birlikte hareket ederek çok daha ileriye taşıyacağız. İş dünyamıza ve sanayicimize olan desteğimizi bundan sonra da artırarak sürdüreceğiz." Türkiye'ye ilk yerli elektrikli otobüsü kazandıranlara teşekkür eden Özlü, tanıtımı gerçekleştirilen modelin bir an önce üretimine başlanmasını diledi.

“TEMSA bizim gurur kaynağımız”

Sabancı Holding CEO'su Zafer Kurtul basın toplantısında şunları söyledi: "Türk mühendisleri tarafından geliştirilen yenilikçi ve konforlu TEMSA marka araçların 66 farklı ülkeye ihraç edilmesinden büyük gurur duyuyoruz. Türkiye'de yerleşik 243 Ar-Ge merkezi içerisinde en iyi uygulama örnekleri arasında yer alan TEMSA Otobüs Ar-Ge merkezi Sabancı Topluluğu için büyük bir gurur kaynağıdır. Sabancı Topluluğu olarak inovasyon ve Ar-Ge bizim çok önem verdiğimiz iki konu… Faaliyet gösterdiğimiz her alanda ülkemize, çevremize, iş ortaklarımıza ve çalışanlarımıza değer katmak en büyük önceliğimizdir. Bu anlayışla, bizimle aynı yaklaşıma sahip tüm şirketlerle iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz. İşte TEMSA ve ASELSAN'ın ortak çalışması ile geliştirilen yüzde 100 yerli Avenue EV modern şehirlere yakışan, ileri teknoloji ürünü, temiz ve sessiz bir şehir içi toplu taşıma çözümüdür. Yüzde 100 Türk mühendislerince geliştirilen bu otobüs; yüksek verimli, hafif ve yüzde 100 yerli çekiş sistemiyle dikkat çekiyor. Bu başarılı iş birliği bize büyük gurur veriyor."

ASELSAN Türkiye’de yapılamayanı yapıyor

ASELSAN Genel Müdürü Dr. Faik Eken ise şunları dile getirdi: “ASELSAN olarak 41 yıl önce kurulduğumuz günden beri hep Türkiye’de yapılamayanı yapmaya odaklanıyoruz. 2015 yılında TEMSA ve ASELSAN ekiplerimiz, TÜBİTAK TEYDEB desteği de alarak başlattıkları proje ile belediyelerin şehir içi toplu taşıma ihtiyacını karşılayabilecek özgün bir otobüs geliştirdi. ASELSAN olarak; elektrik motorunu, motor sürücü birimini, araç kontrol birimini, sürücü gösterge panelini, güç kontrol birimlerini, araç batarya yönetim sistemini özgün olarak 10’dan fazla sayıda yerli alt yüklenicimiz ile tasarladık ve yerli üretme imkânı kazandık. Geliştirilen otobüste yeni bir teknik olan bataryaların hızlı şarj imkânı bulunmakta ve bu sayede otobüsler rotalarında belirlenecek duraklarında çok kısa sürede tam şarjlı hale gelebilmektedir. Bu proje Türkiye’nin kendi elektrikli araçlarını, otobüslerini, otomobillerini geliştirebileceğini göstermesi açısından çok önemli bir örnek teşkil etmektedir.”

Avenue EV, şehirlere yeni bir soluk getirecek

Dinçer Çelik, ürünün özellikleriyle ilgili şunları söyledi: “Şehirler giderek daha kalabalıklaşırken, ulaşım ihtiyaçları artarken, daha çevreci ulaşım araçları da önem kazanıyor. Daha temiz bir dünya için yenilikçi ve çevreci ürünlerimizi hız kesmeden devreye alıyoruz. Bugün sizlere tanıttığımız Avenue EV de, ASELSAN ile ortak geliştirdiğimiz yüksek performanslı, verimli ve çevre dostu bir elektrikli otobüs. Yüzde yüz yerli teknolojiyle üretilmiş Avenue EV’i farklılaştıran en önemli özellik sadece 8 dakika gibi bir sürede şarj olup, uzun menzil yol alabilmesi. Yalın tasarımı ve düşük bakım gereksinimi ile tüm yol koşullarında üstün performans gösterebiliyor. Daha geniş iç hacmiyle daha fazla yolcu alabilen, sessiz, konforlu ve verimli bir otobüs. Şehirlere yeni bir soluk getirecek, hem gürültü hem çevre kirliliğini azaltmaya katkıda bulunacak bir ürünü sizlere duyurmaktan gurur duyuyorum.”

8 dakikada ful şarj oluyor

Global ihtiyaçlar göz önüne alınarak, çevreci bir bakış açısıyla geliştirilen Avenue EV, fosil yakıt yerine sürdürülebilir bir enerji kaynağı olan elektrikle çalışıyor. Tam şarja 8 dakikada ulaşabilen hızlı şarj özelliği sayesinde duraklarda kısa süreli şarjlarla kesintisiz hizmet sunuyor. Elektrikli çekiş sistemi ile sıfır karbon emisyonuna sahip çevreci otobüs, aynı zamanda sessiz, konforlu, yüksek performanslı ve son teknolojiyle donatıldı. Klima sistemleri ile yolcu kabini hem soğuk hem de sıcak havalarda konforlu seyahat imkânının yanı sıra araç içi internet ve veri bağlantısı opsiyonu da sunuyor. Avenue EV; 35 oturan, 52 ayakta ve 1 tekerlekli sandalyeli yolcu alabiliyor. Geniş iç hacme sahip Avenue EV, ASELSAN’ın geliştirdiği yüksek verimli, hafif ve yüzde 100 yerli elektrikli çekiş sistemi sayesinde uzun süre bakım gerektirmeden yüksek verimle hizmet verebiliyor. Araç, tek sarjla 50-70 km gidebiliyor.

Bu çalışmada nasıl yer aldınız? 

Yaklaşık 6 yıl önce Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge Merkezi sertifikasını almamızla birlikte başladığımız elektrik motor geliştirmesi projesinde birkaç çalışma gerçekleştirdik. Zaman içerisinde yaptığımız çalışmalar ve tamamladığımız projeler, farklı sektörlerin dikkatini çekmeye başladı. Özellikle yurt dışına bağımlı olduğumuz motor tiplerini hedef olarak aldığımız için hızlı yol kat etmek kolay oldu. Bu tür motorların, yerli üretimi konusunda çalışan firma bulma konusunda problem yaşayan başta savunma sanayi olmak üzere; çeşitli enstitü ve akademisyenlerden yaptığımız çalışmaları duyduktan sonra birçok talep peşi sıra gelmeye başladı ve hızla artış gösterdi. Daha önce birçok farklı projesini yaptığımız ve başarıyla tamamladığımız ASELSAN, her ne kadar bu güç seviyesinde daha önce motor üretmemiş olsak da geçmişte yaptığımız çalışmalar nedeniyle bizimle çalışmak istedi. Biz de firma olarak hem ASELSAN ile çalışmaktan hem de ülkemiz için önemli bir konuda iş yapacak olmanın gururuyla çalışmaya müdahil olduk.

Firma olarak projeden heyecan duydunuz mu?

Bu çalışmaya kadar firma bünyesinde yapılan motorlar arasında en yüksek güçlü motorlar 20-30kW seviyelerindeydi. Bu proje ile birlikte 250kW güç seviyesine çıkacak olmak, özellikle bu tür motorları yerli olarak ilk üreten firma veya firmalar arasında olmak bizi oldukça heyecanlandırdı. Ülke olarak yerli araçlar konusundaki özlemimizi gidermeye yönelik son yıllarda yapılan çalışmalara bizim de bir noktadan dahil oluyor olmamız hem firma hem de çalışanlar açısından oldukça fazla heyecan kaynağı olmuştur.

 Proje, ne kadar zamanınızı aldı ve hangi mühendislik aşamalarından geçtiniz? Kaç kişilik bir ekip destek verdi?

ASELSAN liderliğinde başlayan bu süreçte ASELSAN,  Dr. Metin AYDIN ve ekibi ve Akım Metal; bir ekip olarak her aşamada birlikte çalışmıştır. Manyetik tasarım, ısıl ve yapısal analizler konusunda  alanında uzman Dr. Metin Aydın ve ekibi (MDS Motor) çalışmalar gerçekleştirirken, motor mekanik tasarımı, maliyet etkin soğutma sistemi tasarımı, üretilebilirlik analizleri ve motorun üretimi konusunda Aselsan ekipleriyle birlikte Akım Metal çalışmıştır. Tasarım sürecinden sonra ilk prototip imalatı yaklaşık 3 ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmiş ve ASELSAN tarafından geliştirilen yerli sürücü ile detaylı testleri yapılmıştır. Akım Metal olarak mekanik tasarım ve üretim konularında 10 kişilik bir kadro ile bu projede yer aldık. Projenin başarıya ulaşmasında bu ekiplerin birlikte koordineli ve uyum içerisinde çalışması çok etkili olmuştur.

Zor bir proje tamamladınız. Tamamlanma sürecinde neler hissettiniz? 

Firma olarak motor imalatı konusunda geldiğimiz nokta ve önemli bir milli projenin parçası olmak hem firmamız için hem de ekipte bulunan kişiler için oldukça gurur verici oldu. Bu proje ile birlikte ülkemizde yapılması zor denen birçok şeyin yapılabileceğini uygulamalı olarak görmüş olmak ise ayrı bir sevinç kaynağı olmuştur.