Takım Tezgahları ve Üretim Teknolojileri Dergisi
SEKTÖRÜN GÜÇLÜ BİRLİKTELİĞİ

  • EURO 6.0462
  • DOLAR  5.3316
  • İstanbul : 7.7°C

Bütün kaynaklarımızı yerli ve milli üretim için seferber edeceğiz

Ankara Ticaret Odası (ATO) ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde düzenlenen “Teknolojik Dönüşümde Kamu Alımlarının Rolü: Yerli ve Milli Üretim” Konferansı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “Yerli ve milli üretim, sanayimiz için stratejik bir yaklaşım ve stratejik bir duruştur” dedi. Dünyada kamu alımlarının yerli sanayi ve teknolojinin gelişimine, Ar-Ge ve yenilik çalışmalarına büyük katkı sağlayan önemli bir politika aracı olduğunu hatırlatan Özlü, “Kamu alımlarını önemli bir kalkınma enstrümanı olarak görüyoruz. Bakanlık olarak teknoloji açığımızı kapatmak suretiyle cari açığımızın da kapanacağına inanıyoruz” diye konuştu. Hükümetin yerli ve milli üretimi bir kalkınma politikası olarak benimsediğini anlatan Bakan Özlü, 1 Temmuz 2017 tarihinde açıklanan Üretim Reform Paketi ile kamu alımlarıyla yerli sanayinin desteklenmesinin, 24 Ocak 2018 tarihinde yayımlanan genelge ile kurulan Yerlileştirme Yürütme Kurulu ile de sanayinin ithalata bağımlılığının azaltılmasının hedeflendiğini bildirdi. 

Bakan Özlü, yerli üretim için söz verdi

İthalatta 15 milyar dolarlık paya sahip olan 43 ürünü yerlileştirmek için çalışmalara başladıklarını ve 5 odak sektör belirlediklerini söyleyen Özlü, “Bütün kaynaklarımızı yerli ve milli üretim için seferber edeceğiz” diye konuştu. 

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız da konuşmasında 1960’larda küresel milli gelirin yüzde 5’i küresel ticaretten gelirken bugün bu oranın yüzde 25-30’lara çıktığını belirtti. Ar-Ge ve inovasyon olmadan rekabetçi ürün üretilemeyeceğinin altını çizen Altunyaldız, 1980’lerde patent, marka ve sınai haklar gibi soyut değerler bir firmanın değerinin yüzde 20’sini oluştururken bugün yüzde 80’ini oluşturduğuna dikkati çekti. Dünyada 10 triyon dolarlık bir değerin kamu alımları yoluyla harcandığına işaret eden Altunyaldız, “Kamu alımlarının önemli bir sanayi politikası olduğu çok net. Kamu olarak özel sektörümüze güveniyoruz” dedi. Altunyaldız, TBMM’nin yerli ve milli üretimi artırmak amacıyla gerçekleştirdiği düzenlemeleri de anlattı. 

Hisarcıklıoğlu: “Milli üretime şans verin”

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da Türkiye’nin geleceği için büyük önem taşıyan yerli ve milli üretim konusunu gündeme getirdiği için Ankara Ticaret Odası’nı tebrik etti. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin sanayide üretilen ürün çeşitliliği bakımından 2 bin 982 ürün ile Avrupa’da 7.sırada yer aldığını, mali değeri 2015 yılında 956 milyar lira olan sanayi üretiminin 2016 yılında 1 trilyon lirayı geçtiğini bildirdi. Sanayi üretimi içinde yüksek teknolojinin payının yüzde 3, orta-yüksek teknolojinin payının ise yüzde 25 olduğunu bildiren Hisarcıklıoğlu, “Hedefimiz bir üst lige çıkmak ve yüksek teknolojiye çıkmak” dedi. Kamu alımlarının tüm gelişmiş ülkelerde uygulanan çağdaş bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, ABD ve Avrupa’dan örnekler verdi. 2011 yılında Kamu İhale Kanunu’nda yapılan değişiklikle yerli malına yüzde 15 fiyat avantajı sağlandığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, sanayicilere de “Daha gideceğimiz çok yol var. Devletimizden isteyeceğimiz bir şey kalmadı. Türkiye’de üretin ve yüzde 15 fiyat avantajından faydalanın” çağrısında bulundu. Hisarcıklıoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarından da alımlarında “İthal iyidir” anlayışını bırakıp milli üretime şans vermelerini istedi.

ATO Başkanı: “Pozitif ayrımcılık istiyoruz”

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran da konuşmasında, Türkiye’nin imalat sanayi üretiminin, ağırlıklı olarak düşük ve orta düşük teknoloji gruplarından oluştuğuna dikkat çekerek, “Yükte hafif ama pahada ağır üretimi henüz başarabilmiş değiliz. Ancak hükümetimiz bu konuda Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde çok büyük adımlar attı” dedi. “Yerlileştirme Yürütme Kurulu” oluşturulmasına ilişkin genelgenin Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Baran, Kurulun sanayinin ithalata bağımlılığını azaltacak, rekabet gücünü artıracak programların hayata geçirilmesi amacıyla çalışmalar yapacağını bildirdi. 

Kamu alımlarının, kalkınma sürecindeki en önemli araçlardan biri olduğunu vurgulayan Baran, “Gelişmiş ülkelerinin sanayi dönüşümünün arkasında kamu alımları yatıyor. İş dünyası olarak kamu alımlarında yerli ve milli olandan yana pozitif ayrımcılık yapılmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

“Yerlileşme, özgüven sağladı”

Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan Türk Sanayi Stratejisi Belgesi’nin temel hedeflerinden birinin, sanayide bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli yerli üretimin geliştirilmesi olduğunu hatırlatan Baran, bu hedeflerin yerli, yenilikçi ve yeşil üretimi teşvik edecek şekilde kurgulandığını belirtti. “Yerli ve milli üretim konusunda son 15 yılda gerçekleştirilen hamleler sayesinde insanımızın kendine güveni tekrar yerine geldi. Geçmiş yıllarda hayal olan pek çok şey bugün gerçek oldu” diyen Baran, Türkiye’nin silahlı insansız hava araçlarından güdümlü füzelere, kritik silah ve mühimmata kadar pek çok ürünü üretebilir durumda olduğuna vurgu yaptı.

“Endüstri 4.0’a giden yol yerli üretim, Ar-Ge ve inovasyondan geçiyor”

Türkiye’nin ihracatı içinde ileri teknoloji ürünlerinin payının yüzde 5 olduğunu, buna karşılık ithalatın yaklaşık yüzde 15’inin yüksek teknolojili ürünlerden oluştuğuna dikkati çeken Baran, “Örneğin kalp pili ithal ediyoruz. Kilogram fiyatı 2 bin 454 dolar” diye konuştu. Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkabilmesi ve cari açık vermemesi için ileri teknoloji ağırlıklı bir üretim modelini hayata geçirmesi gerektiğini belirten Baran, “Dünyanın dördüncü sanayi devrimini hayata geçirdiği dönemde bizim de hamle yapmamız kaçınılmaz. Bunun da yolu, yerli ve milli üretimi teşvik etmekten, Ar-Ge çalışmalarından, inovasyondan ve marka oluşturmaktan geçiyor” dedi. Türkiye’nin sorunlu bir coğrafyanın ortasında bir huzur adası olarak varlığını koruduğunu ifade eden Baran, “Cari açığı azaltacak, gençlerini verimli bir şekilde istihdam edecek ve ileri teknoloji üretip satacak bir ülke olmaktan başka çaremiz yoktur. Türkiye bunu başaracak güçtedir” diye konuştu.

ASO: “Orta gelir tuzağının özünde ‘orta teknoloji tuzağı’ yatıyor”

Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir de konuşmasında, Türkiye’nin ekonomik performansı ile dünyada parmakla gösterilen bir ülke konumunda olduğunu belirterek, “Ancak unutmayalım ki sürdürülebilir olmadığı sürece her başarı unutulmaya mahkumdur. Bu yüzden sürdürülebilirlik şu aşamada Türkiye ekonomisinin en temel ihtiyacıdır. Büyüme sürecinin devam etmesi ve sürdürülebilir olması açısından önem arz eden unsurların başında ileri teknoloji gelmektedir” dedi. İleri teknolojinin üretimdeki payının yüzde 3’ün üzerine çıkamadığını vurgulayan Özdebir, “Türkiye ekonomisine ilişkin hep söylenen orta gelir tuzağı kavramının özünde orta teknoloji tuzağı yatmaktadır” diye konuştu. Kamu kurumlarının ve belediyelerin kamu alımlarında yerli malını destekleme stratejisine dikkat etmediklerini söyleyen Özdebir, yeni kurulan Yerlileştirme Yürütme Kurulu’nun kamu alımları yoluyla yeniliğin, yerlileştirmenin, teknoloji transferinin tam anlamı ile gerçekleştirilebilmesi için ciddi bir fonksiyon icra edeceğini de sözlerine ekledi.

“Üretmeyen bir Türkiye kalkınamaz”

ATO Kamu Alımlarında Yerli Katkı ve Ticari İşbirliği Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Musa Pireci ise konuşmasında, içinde bulunduğu küresel ve bölgesel konjonktür düşünüldüğünde Türkiye’nin her zamankinden çok daha fazla “Yerli ve Milli” projeler üretmesi ve süratle hayata geçirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Üretmeyen bir Türkiye kalkınamaz” dedi. Türkiye’nin cari açık sorununa değinen Pireci, cari açığın istenilen seviyeye indirilmesinin kamu alımlarında yerli ve milli üretime öncelik verilmesi ile mümkün olabileceğini belirtti. Pireci, “İş dünyası olarak her sıkıntının içinde bir çıkış yolu bulmaya çalışan, umudunu asla kaybetmeyen bir camiayız. Ülkemizin geleceği açısından güçlü bir yapı oluşturarak, dışa bağımlılığımızı azaltarak ve yerli ve milli üretim payını artırarak, bu konuda büyük ilerlemeler kaydetmeliyiz. 

Açılış konuşmalarının ardından ATO Başkanı Gürsel Baran, konferansa katkılarından dolayı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Ziya Altunyaldız, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve ASO Başkanı Nurettin Özdebir’e teşekkür plaketi takdim etti. 

Konferansa, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Veysel Yayan, Rekabet Kurumu Başkanı Ömer Torlak, OSTİM Başkanı Orhan Aydın, MÜSİAD Ankara Başkanı İlhan Erdal, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, ATO Yönetim Kurulu, meclis ve komite üyeleri ile kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, teknokentler, Ar-Ge merkezleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

ATO Kamu Alımlarında Yerli Katkı ve Ticari İşbirliği Özel İhtisas Komisyonu tarafından organize edilen konferansta, “Yerli Üretim ve Sanayide Teknolojik Dönüşüm İçin Kamu Alım Mekanizmaları”, “Enerji, Sağlık ve Ulaştırma Sektörlerinde Kamu Alımları”, “Kamu Alımları Sanayici İçin Fırsat mı Tehdit mi?” ve “Yerli ve Milli Üretim Hamlesi” başlıklı dört oturum gerçekleştirildi.